GÖKYÜZÜNÜN TABLOSU: AURORALAR

Finlandiya’da görülen Aurora Borealis (Fotoğraf: Astronom Emre Aydın, Fotoğraf Bilgileri: 19 Şubat 2020 68°31’36.2″N 27°26’10.1″E)

Merhaba, bir AstroNotlar ile yeniden birlikteyiz. Bugün sizlere, “kuzey ışıkları” olarak ün salmış, gerçek bir doğa harikası olan “Auroralar”dan bahsedeceğiz. 

Geceleri gökyüzüne doğru kafamızı kaldırdığımızda neler görürüz? Yıldızları, Ay’ı, gezegenleri, kimi zaman meteor yağmurlarını ve hatta şehir ışıklarından uzak yerlerde Samanyolu’nu bile görebiliriz. Soğuğu ve kutuplara yakın yerlerde bulunmayı seven birisiyseniz veya kuzey ve güney kutup dairesinin üst enlemlerinde yaşıyor ya da buralara gittiyseniz, çok şanslısınız çünkü gökyüzünde göreceğiniz bir olay daha listemize ekleniyor: Auroralar.

Auroralar basitçe, antik çağlardan beri özellikle kuzey kutup dairesinin yakınında, ki bu da 66° 33′ kuzey ve güney enlemlerinin üstü anlamına geliyor, ve daha üst enlemlerde yaşayan insanlar tarafından sürekli gözlemlenen, belirli zamanlarda adeta bir “gökyüzü festivali” hissi uyandıran bir doğa olayı. Şekil olarak ise gökyüzünde hareket eden renkli bir yılana benzetebiliriz. Özellikle kuzey kutup dairesi dememizin sebebi, güney kutup dairesinin üst enlemlerinin buzla kaplı ve hiçbir insanın yaşamadığı Antarktika kıtasına ev sahipliği yapıyor olmasıdır. İnsanlık, güney kutup dairesine yakın enlemlere, geçtiğimiz yüzyıllarda henüz ulaşabilmiş ve yerleşmiştir. Fakat kuzey yarımkürede İskandinav, Fin, Viking ve Eskimo kültürleri uzun zamandan beri bulunmaktadır. Tahmin edebileceğiniz gibi özellikle İskandinavya’da auroralar, yerel kültür ve inanışlarda büyük ölçüde yer almakta. Kuzey ülkelerinde bin yıllardır şans, mutluluk, doğum, hediye, bereket gibi güzelliklerin habercisi olarak nitelendirilen auroralar, Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderililer’in kültürlerinde ruhların dansı olarak yorumlanırken, Ortaçağ Avrupası’nda tanrıdan gelen mesajlar olarak kabul edilmiştir. Finlandiya efsanelerinde hızla koşan tilkilerin kuyruklarından çıkan kıvılcımlar veya balinaların püskürttüğü suların gökyüzüne ulaşmayı başarmış köpükleri, İsveç efsanelerinde çok uzaklarda patlayan volkanların ışıkları veya ringa balık sürülerinin gökyüzündeki yansımaları, Norveç mitolojisinde ise Valkyrie kadın savaşçılarının kalkanlarından yansıyan parıltılar ile özdeşleştirilerek nesillerden nesillere aktarılan efsane ve hikayelerin bir parçası olmuşlardır.

Finlandiya efsanelerine göre auroraların açıklanması (Credits: Pinterest)

Peki aurora tam olarak nedir ve nasıl oluşur? Herhalde hepimiz auroraların balinaların püskürttüğü suların gökyüzüne ulaşmayı başarmış köpükleri veya ringa balık sürülerinin gökyüzündeki yansımalarını olmadığını biliyoruz, değil mi?

Auroraları oluşturan kahraman, geceleri göremediğimiz biri: Güneş! Bizden ortalama 150 milyon kilometre uzakta bulunan Güneş’in yüzeyinde gerçekleşen patlamalar sonucunda “Güneş Rüzgarları” oluşuyor ve böylelikle elektromanyetik parçacıklar uzay boşluğuna savruluyor. Bu parçacıklar bazen 3-4 gün, bazen 1 hafta sonra Dünya’ya varıyor. Dünya’nın manyetik alanına kapılarak , kutup bölgelerinden atmosfere ulaşan bu yüklü parçacıklar, buradaki moleküllerle etkileşime girerler ve atmosferin üst katmanı olan İyonosfer’deki oksijen ve azot atomları, bu parçacıklar tarafından uyarılır. Elektron kazanan azot atomları ile, uyarılan oksijen atomlarının temel enerji düzeyine dönüşüyle foton salınımı ortaya çıkar. İşte gökyüzünde gördüğümüz auroralar, bu fotonlardır. Parçacıkların atmosferle etkileşime girdiği bölgelerdeki Oksijen ve Azot elementlerinin yoğunluğuna göre renkleri sarı ve yeşilden, mavi ve mora doğru geçiş yapabilir. Gökyüzünde gerçekleşen bu ışık gösterisi her iki kutup dairesinin üstünde bulunan enlemlerden gözlemlenebilmekte.

Yani özetle manyetik alanımız sayesinde atmosferimiz ile etkileşimleri görünür hale gelen bu enerji yüklü parçacıklar, başımızın üstündeki renkli  ışık hüzmeleri olarak gösterilerini gerçekleştirirken, izleyenleri de kendilerine hayran bırakmaktan geri kalmıyor. Dünyamız ne güzelliklerle dolu! Özellikle Kasım ve Mart ayları arasında kutup dairesinin üstünde bulunan enlemlerde şahit olabileceğimiz, kimi zaman saatlerce gökyüzünde bir kuğu gölü balesi misali dans gösterisi gerçekleştiren, kimi zaman da hızla renk ve şekil değiştiren bu renkli ışıkların dansı, bir insanın hayatı boyunca şahit olabileceği en eşsiz deneyimlerden biri. Özellikle Kasım ve Mart ayları dememizin sebebi ise, Dünya’mızın eksen eğikliği sebebiyle kuzey enlemlerde yaz mevsiminde gece sürelerinin yok denecek kadar kısa olması, buna karşılık kış mevsiminde ise çok uzun ve karanlık gecelerin yaşanmasıdır. Örneğin Helsinki’de 1 Ocak tarihinde tam karanlık süresi 12.5 saat iken, 21 Nisan – 21 Ağustos tarihleri boyunca asla tam karanlığa erişilemiyor. Farklı şehirlerdeki gece ve gündüz sürelerinin yıl boyunca gösterdiği değişikliği görmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Auroralarla ilgili bir diğer ilginç detay da, her 11 yılda bir şiddetlerinde görülen artıştır. “Neden 11 yılda bir?” dediğinizi duyar gibiyim ve tahmin edebileceğiniz gibi bu sorumuzun cevabı da Güneş!

Güneş’imiz aktif bir yıldızdır ve her 11 yılda bir aktivitesinin maksimum seviyeye ulaştığı bir manyetik çevrim içerisindedir. Bu döneme astronomide “Güneş Maksimumu” adını veriyoruz. Güneş Maksimumu sırasında Güneş’in manyetik alan etkinliği arttığı için yüzeyinde görülen leke sayısı  da artar. Yıldızımız tamamiyle “aktif” bir yıldız haline gelir. Bu dönemde Güneş patlamalarının sayısında da artış görüldüğü için uzaya atılan enerji yüklü parçacıkların  miktarında da kayda değer oranda bir artış görülmektedir. Bu da daha fazla ve daha uzun süren auroralar gözleyeceğimiz anlamına geliyor. Bir önceki Güneş Maksimumu 2012 yılındaydı ve bir sonraki ise 2023 yılında gerçekleşecek. Eğer aurora görme şansınızı arttırmak ve çok daha uzun süren auroralar görmek istiyorsanız, Güneş Maksimumu’nu beklemenizi ve kuzey topraklarına planladığınız seyahatleri buna göre düzenlemeye özen göstermenizi tavsiye ederiz. Tabii ki Güneş maksimumu sadece bir yıllık bir durum değil. 2023’teki maksimum 2033’e kadar yavaş yavaş azalacak. Yani şiddetli bir aurora fırtınası görmek için ideal zamanın 2023-2028 yılları arası olduğunu söyleyebiliriz. 


Güneş çevrimlerinde Güneş lekelerinin Güneş yüzeyindeki konumunu ve yoğunlaştığı tarihleri gösteren “Kelebek Diagramı”. Diyagramı inceleyerek 11 yıllık Güneş Çevrimi’ni çok daha net bir şekilde görebilirsiniz. (Credits: Vikipedi)

Kutup bölgelerinin yanı sıra çok güçlü bir Güneş patlamasına denk gelirseniz oturduğunuz yerden bir metre bile uzaklaşmadan bir aurora görme ihtimaliniz olabilir. Bunun için gerçekten çok şanslı olmanız gerekse de imkansız bir olay değil. IV. Murat zamanında Osmanlı kayıtlarında soğuk ve açık bir kış gününde gökyüzünde aniden beliren sarı ve yeşil renkte ışıkların iki gece boyunca tüm İstanbul ve çevresinden izlenebildiği kayıtlara geçmiş. Bunun dışında yine benzer bir şekilde Babiller’den kalma bir kil tablette de gökyüzünde gece vakti aniden beliren ve bir yılanın kum üzerindeki gidişini anımsatır şekilde hareket ettiği söylenilen ışıklar görüldüğü yazmaktadır. Bu kil tablet M.Ö. 600-500 yılları arasında bir dönemde yazılmıştır. Babiller’in Mezopotamya uygarlıklarından birisi olduğunu, Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan Mezopotamya topraklarında yaşadıklarını, yani kutup dairesinden epeyce uzakta olduklarını anımsamakta fayda var. Kutup ışıklarını anlatan ilk yazılı belgeyi M.Ö. 2600’de Çin İmparatoru Huangdi’nin annesi Fu-Pao yazmıştır. Çin’in nerede olduğunu hepimiz biliyoruz, kuzey kutup çemberinin oldukça güneyinde yer alıyor. Bu kadar geçmişe gitmeden, yakın tarihli bir örnek verecek olursak da 2015 yılında gerçekleşen güçlü bir Güneş patlaması sonucu oluşan auroralar İngiltere ve İrlanda adalarında, Danimarka, Almanya’nın kuzey bölgeleri, tüm Avustralya ve Yeni Zelanda gibi kuzey ve güney kutup dairesinin alt enlemlerinde yer alan ülkelerde de gözlemlenmişti. Bir auroranın ne kadar yayılacağını yani alt enlemlere inebileceğini “KP Endeksi” ile tanımlarız. KP Endeksi, Dünya’nın Güneş rüzgarının neden olduğu manyetik alanının bozulmasının bir ölçüsüdür. Güneş rüzgarı ne kadar hızlı ve şiddetli olursa, manyetik alanımızdaki bozulma da o kadar büyük olur. KP İndeksi 0 ila 9 arasında değişir, normal zamanlarda bir aurora gerçekleştiği zaman KP indeksi 4 civarında iken, Ankara’dan bir aurora görebilmemiz için gerekli sayı auroraların 40. enlemin de ötesine indiği anlamına gelen 9’a dayanmış olmalı. Elbette İstanbul’da bir aurora görme ihtimalimizin ne kadar düşük olduğunu hepimiz biliyoruz ama düşüncesi bile insanı keyiflendirmeye yetiyor.

KP Endeksi tablosu


İstanbul’da Aurora görseydik (Credits: Twitter)


KP Endeksi’ne göre auroraların ulaşabileceği enlemler (Credits: NOAA)

Siz en iyisi işinizi garantiye alın ve Güneş Maksimumu sırasında keyifle aurora izleyebilmek için kuzey topraklarına biletinizi önceden ayırtın. Önceden ayırtmakta yarar var, çünkü özellikle İskandinav ülkelerinde “aurora turizmi” denilen bir kavram bulunmakta. Auroraların en iyi gözlemlenebildiği tarih aralığı olan Kasım ve Mart ayları arasında, yani uzun ve karanlık kuzey kışında tüm konaklama ve yol fiyatları normal değerlerinden en az iki kat artmakta. Yaz başlamadan hemen önce Antalya’daki otel fiyatlarının tavan yapması gibi düşünebilirsiniz bu durumu, tek farkı Antalya’da denize giriyorsunuz, İskandinavya’da donma tehlikesi altında gökyüzüne bakıyorsunuz. İkisinin de ayrı bir zevki var, aksini kimse iddaa edemez!

Peki bu güzel ışıklar yalnızca bizim gezegenimizde mi bulunuyor, yoksa başka gezegenlerde de aurora gözlemledik mi? Cevap tabii ki evet! Jüpiter ve Satürn, her ikisi de Dünya’dakinden çok daha kuvvetli manyetik alanlara sahip ve her ikisinde de Hubble Uzay Teleskobu ile auroralar açık bir şekilde gözlemlendi. Jüpiter’in uydularından Io, Jüpiter’deki auroranın güçlü kaynaklarından biridir. Aktif volkanlara ve iyonesfere sahip Io, güçlü auroralara sahiptir. Europa’da ve Ganymede’de de Hubble Uzay Teleskobu ile aurora gözlemleri yapıldı. Bu uydularda gözlenen auroraların kaynağının, Jüpiter‘in yoğun manyetik alanı olduğu bulundu. Jüpiter sistemini kendi içinde minik bir Güneş sistemi gibi düşünebilirsiniz. Uranüs ve Neptün’de de gözlemlenen auroralar var. Bu dev gaz gezegenlerdeki auroralar, her ne kadar Güneş’ten oldukça uzak olsalar da, tıpkı Dünya’daki gibi Güneş rüzgarları nedeniyle oluşuyor.


Jüpiter’de Aurora (Credits: NASA)


Satürn’de Aurora (Credits: NASA)

Venüs’ün manyetik alanı bölgesel olduğu için yani Dünya gibi tüm gezegeni kapsayan büyük bir manyetik alanı bulunmadığından dolayı Venüs’teki auroralar değişken şekil ve yoğunlukta parça parça dağılır gözükür. Ancak her ne kadar gezegenin tamamını kapsayan bir manyetik alanı olmasa da kalın atmosferi sayesinde kutuplardaki auroralar kimi zaman tüm yüzeyi kaplayabilir.


Venüs’te Aurora (Credits: Earthsky)

Mars Express uydusu tarafından 14 Ağustos 2004’te Mars`ın Terra Cimmeria bölgesinde  aurora gözlemlenmiştir. Aurora Mars’ta da tıpkı Venüs’te olduğu gibi tüm gezegeni kaplayan bir manyetik alan bulunmaz ve bu sebeple Mars yüzeyinin farklı bölgelerindeki farklı manyetik değerlere göre, en parlak auroranın oluştuğu yerin, en yoğun manyetik alanın bulunduğu bölgede ortaya çıktığı anlaşılmıştır.


Mars’ta Aurora (Credits: NASA)

Boyutlarına göre büyük ve güçlü bir manyetik alana sahip olan Merkür’de aurora görmeyi umsak da  ne yazık ki, Merkür’ün bir atmosferi yok yani Güneş rüzgarlarının etkileşime girebileceği herhangi bir gaz ortamı bulunmuyor ve bu da Merkür’de aurora göremediğimiz anlamına geliyor. 

Peki diyelim ki Güneş’in aktif olduğu bir dönemdeyiz. Aurora ne zaman, nerede gözlemlenebilir, bunu nereden öğrenebiliriz? Bu konu hakkında daha detaylı bilgi edinmek için, bir önceki “Cebimizdeki Gökyüzü” yazımıza bakabilirsiniz ama ben de size bir öneride bulunacağım elbet. Türkiye gibi orta enlemli bir ülkede aurora görebilecek olursak zaten istemeseniz de haberiniz olacaktır çünkü her ne kadar size Güneş fırtınasının zararlarından bahsetmemiş olsak da şiddetli bir Güneş fırtınasının, Dünya yörüngesindeki iletişim uydularına ciddi etkileri olacağından şüphe yok. Böyle bir durum muhakkak ki televizyon haberlerine dahi konu olacaktır. Yine de, en azından Avrupa ülkeleri için aktif olarak kullanılan AuroraWatch adlı web sitesine uğrarsanız, kuvvetli bir güneş aktivitesi olduğu zamanlar olası bir aurora fırtınasının ne zaman gerçekleşeceğini haber alabilirsiniz. Üstelik bulunduğunuz konumu kaydederek bir üyelik hesabı oluşturursanız, olası bir aurora durumunda size mail veya SMS ile de haber verme servisleri mevcut. Kesinlikle incelemenizi tavsiye ederiz.

Yayınımızı sonlandırmadan bir de güncel bir haberimiz var, hem de oldukça heyecan verici bir haber! Geçtiğimiz günlerde biliminsanları Dünya’mıza en yakın karadeliği keşfettiler Yeni keşfedilen bu karadelik ile aramızda yalnızca yaklaşık 1000 ışıkyılı var, yani hemen yanı başımızda! 1000 ışık yılı, bu mesafedeki bir cisimden çıkan ışığın bize ulaşması için 1000 yıl geçmesi demek, böyle düşününce çok uzak gibi gelebilir ancak galaksimizin çapının yaklaşık 100.000 ışıkyılı olduğunu göz önüne alırsak, 1000 ışıkyılı pek büyük değil. Yani bu karadelik hemen yan sokağımızda diyebiliriz fakat endişelenecek bir durum yok; Güneş Sistemimiz’le etkileşime girmek için fazlasıyla uzak bir mesafede. Bu haberle ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Auroralardan bahsettiğimiz bu yayınımızın sonuna geldik. Umarız bir gün hepimiz aurora izleme şansı elde ederiz fakat o gün gelene kadar, özellikle de bu günlerde, olabildiğince evde kalıp, sağlığımıza özen göstermeye dikkat edelim.

astronotlar.space@gmail.com e-posta adresimize bahsettiğimiz içeriklere dair düşüncelerinizi belirtebilir, değinmemizi istediğiniz konuları yazabilir, bir kitap, link veya bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip etmeyi unutmayın. Gelecek hafta görüşünceye dek, gökyüzüne iyi bakın. Hoşçakalın!

E-posta: astronotlar.space@gmail.com
Facebook: facebook.com/astronotlar.space
Instagram: instagram.com/astro_notlar
Twitter: twitter.com/astro_notlar
Anchor: anchor.fm/astronotlar

KAYNAKLAR

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kutup_ışıkları

https://www.yolculukterapisi.com/aurora-borealis-kuzey-isiklari/

Author: Olcaytuğ Özgüllü

24-01-1997 Çorlu/TEKİRDAĞ doğumluyum. Asker ailesi olduğumuz için hayatım (özellikle çocukluğum) Türkiye'nin dört bir tarafında geçti ama 10 yıl boyunca İzmir'de yaşadığım için kendimi oraya ait hissediyorum. İzmir Balçova Anadolu Lisesi'nden 2015 yılında mezun oldum ve aynı sene İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü'nü kazandım. Halen daha bu bölümde lisans öğrencisiyim. 5 yaşından beri hayalim olan bölümü okumakta ve kendimi bu alanda geliştirmek için elimden gelen her şeyi yapmaktayım. Gelecekte de kendimi başarılı bir "Astronom" olarak görmek istiyorum. Hayallerinizin peşinden koşmaktan asla vazgeçmeyin... ;)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.