KÜME DÜŞEN PLÜTON

AstroNotlar’dan merhaba! Bu haftaki yazımızda küme düşen gezegen Plüton’dan bahsedeceğiz. Gezegen dediğimize bakmayın kendisi bir süredir cüce gezegen.  

Bir zamanların dokuzuncu gezegeni olan Plüton, astronom Clyde W. Tombaugh tarafından Arizona Flagstaff’taki Lowell Gözlemevi’nde keşfedildi. İlk olarak Pervical Lowell, Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerindeki yalpalamaların bilinmeyen bir gezegensel cismin çekim kuvvetinden kaynaklandığı teorisi ile önermişti. Bu gezegenin yaklaşık konumunu teorik olarak hesaplasa da, 10 yıldan uzun süren çabalarına rağmen gözlemsel bir başarıya ulaşamadı. Şubat 1930’da Tombaugh, yapılan bu hesaplamaları dikkate alarak yeni bir teknik yardımıyla bu küçük gezegeni keşfetti. Bu bulgu birkaç gökbilimci tarafından da doğrulandıktan sonra Tombaugh bu keşfini, William Herschel’in Dünya’dan çıplak gözle görülemeyen Uranüs’ü keşfinin yıldönümü olan 13 Mart 1930’da duyurdu. Böylece, Amerikalı bir astronom tarafından keşfedilen ilk gezegen Plüton olmuştu. 11 yaşındaki bir kız çocuğu tarafından önerilen bir isimle ‘Plüton’ adını aldı ve bu bir çizgi dizi karakteri olan Plüton’dan değil yeraltı dünyasının Roma tanrısından geliyordu. 


Plüton (Kaynak: NASA)

Lowell gözle gözlem yapmaya çalıştı ama göremedi, fakat Tombaugh daha sönük cisimleri görebileceği bir yöntem olan fotoğrafik plakları kullanarak Lowell’e fark attı. Tombaugh’un tekniği fotoğraf plakları tekniği idi. Aslında astrofotoğrafinin temeli olan bu yöntem fotonlara duyarlı bir yüzeyi gözlem aracının odağına koyarak gözle görebildiklerimizden de daha sönük cisimleri kalıcı olarak kayda geçirmemizi sağlıyor.

Plüton çok büyük bir cisim değildir. Yarıçapı 1188,3 kilometre yani, Ankara-Kars arası kadar bir genişliğe sahip diyebiliriz. Eğer Dünya 25 kuruş büyüklüğünde olsaydı, Plüton bir patlamış mısır çekirdeği kadar büyüklüğe sahip olurdu. Yer’in uydusu Ay’dan daha küçük ve kendisinden yaklaşık 5,9 milyar kilometre (39.5 AB) uzaklıkta olan Güneş’in etrafında dönmesi ise 248 Dünya yılına denktir. Yani Plüton’da yaşıyor olsaydık, ilk doğum günümüzü kutlamak için 248 Dünya yılını beklememiz gerekirdi. Plüton’da bir gün Dünyada yaklaşık 6,4 güne eşittir. Ayrıca, gezegenlerin Güneş etrafındaki yörüngeleri dairesel değil, elips şeklinde olduğu için, bu elipsin sahip olduğu bir basıklık değeri bulunur. Buna da astronomide “yörünge basıklığı” diyoruz. Plüton’un yörünge basıklığı, diğer tüm Güneş Sistemi gezegenlerine kıyasla oldukça fazladır. Hatta yörüngesi Neptün’ün yörüngesini bile kesmekte. 1979’dan 1999’a kadar Plüton, Güneş’e en yakın olduğu zaman zarfında aslında Güneş’e Neptün’den daha yakındı. 


Plüton’un yörünge basıklığı (Kaynak: TheSkyLive)

 Plüton, Güneş’e yaklaştığında genişleyen ve uzaklaştıkça çöken (bir kuyruklu yıldız gibi) ince, hafif bir atmosfere sahiptir. Ana bileşen moleküler nitrojendir, ancak metan ve karbonmonoksit molekülleri de tespit edilmiştir. Güneş’e yakın olduğunda, yüzeyi buzlanır (doğrudan katıdan gaza dönüşür) ve geçici olarak ince bir atmosfer oluşturmak için yükselir. Plüton’un düşük yerçekimi (Dünya’nın yaklaşık yüzde altısı), atmosferin yüksek irtifada gezegenimizin atmosferinden çok daha geniş olmasına neden olur. Yaklaşık 150 kilometre kalınlığında ince, oldukça geniş bir pus tabakası içeren soğuk, azot ağırlıklı bir atmosfer tarafından örtülmüştür. Plüton, Güneşten uzaklaştığı her yılın bir bölümünde çok daha soğuk olur. Bu süre boyunca, gezegenin atmosferinin büyük kısmı donabilir ve yüzeye kar olarak düşebilir.

Plüton’un manyetik bir alana sahip olup olmadığı bilinmemektedir ama küçük boyutu ve yavaş dönüşü çok az veya hiç olmadığını gösterir. “Görünmez Kalkanlar: Manyetik Alanlar” yazımıza bakmanızı öneririz.

Yüzey sıcaklığı -235 °C ile -210 °C arasında değişen Plüton’un parlak bir metan, nitrojen ve karbon monoksit buz tabakasına sahip olduğu ve bunun altında da %70 kaya ve %30 su buzu olduğu tespit edildi. Kutup buzullarının yanı sıra ekvatorun yakınındaki büyük karanlık noktalar da Plüton’da görülebilen detaylardan bazıları. 2015 yılında, Plüton’u ziyaret eden ilk uzay aracı olan New Horizons’un bu gezegenin yüzeyinde bulduğu kalp şekli ise oldukça ilgi çekmişti.

NASA, 2000’lerin başlarında Plüton’a yakın uçmak için bir uzay aracı göndermeye karar verdi. Uzay aracının adı ise “New Horizons”, yani “Yeni Ufuklar”dı. Sadece bir piyano büyüklüğünde olan New Horizons, Ocak 2006’da fırlatıldı. Görevi, Neptün yörüngesi yakınında, Kuiper Kuşağı’ndaki cüce gezegen Plüton ve diğer nesneleri incelemekti. 2015 yılının yaz aylarında New Horizons Plüton ve uydularının yanından geçti. Dünya’dan bu kadar uzağa gitmek neredeyse 10 yıl sürdü! En yakın geçişini o kadar hızlı bir şekilde yaptı ki, Plüton’un tam bir görünümünü görecek kadar dönmesine zaman yoktu. New Horizons’tan gelen veriler, bilim insanlarının Plüton’un yüzeyindeki aktivite miktarına özellikle şaşırdığını açıkça gösterdi. Atmosferik pus ve atmosferik kaçış oranları, tahmin edilenden daha düşük seviyelerde ölçüldüğü için bilim insanlarını, Plüton atmosferinin daha önce oluşturulan modellerinin gözden geçirilmesine sebep oldu.

Plüton’un bilinen beş uydusu vardır: Charon, Nix, Hydra, Kerberos ve Styx. Plüton keşfedildikten sonra, bazı gökbilimciler bunun Uranüs ve Neptün’ün yörüngelerini etkilemek için yeterli kütleye sahip olup olmadığını sorguladılar. 1978’de James Christy ve Robert Harrington, Plüton’un uydusu Charon’u keşfettiler. Charon küresel bir yapıya sahip ve Plüton’a 19640 kilometre mesafede dolanmaktadır. Hubble Uzay Teleskobu kullanılarak keşfedilen diğer dört uydusu Nix, Hydra, Kerberos ve Styx ise 160 kilometreden daha az genişlikteler ve Charon gibi küresel değil, düzensiz patates şekillidirler. 


Plüton’un uyduları (Kaynak: NASA)

Plüton uydularının en büyüğü olan Charon, Plüton’un kendisinin yaklaşık yarısı büyüklüğündedir ve onu Güneş Sistemimiz’deki yörüngesine göre en büyük uydu haline getirir. Hatta bu nedenle Plüton-Charon ikilisi çift gezegen olarak anılır. Tektonik özellikler ve heterojen bir kabuk birleşimi için kanıtlar sergileyen Charon, ne yazık ki atmosfer varlığı için hiçbir kanıt barındırmıyor.

Charon’un Plüton etrafındaki yörüngesi 153 saat sürer. Bu süre, Plüton’un bir dönüşünü tamamlamasıyla aynı süre. Bu eş zamanlı dönüşle beraber, Charon her zaman kütle çekim kilidinden dolayı Plüton’un aynı yüzeyine bakar. Kütle çekim kilidi, iki cisim arasındaki dönüş ve dolanma sürelerinin birbirine eşit olması durumudur. Ay’ın sürekli aynı yüzünü görmemiz buna bir örnektir.

Cüce gezegen Plüton, Neptün’ün yörüngesinin ötesinde Kuiper Kuşağı denen disk benzeri bir bölgede yörüngede dönen bir grup nesnenin üyesidir. Bu uzak bölge, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce Güneş Sistemimizin tarihinin erken dönemlerinde oluşan binlerce minyatür buzlu dünyayla doludur. Bu buzlu, kayalık cisimlere Kuiper Kuşağı nesneleri, neptün ötesi cisimleri veya plütoidler denir.

Kuiper Kuşağı, Güneş Sisteminin erken dönemlerinden kalanların bir bölgesi olarak bir çok cisme ev sahipliği yapıyor. Kuiper Kuşağı da dahil olmak üzere Güneş Sistemi’ni çevreleyen, buzlu, kuyruklu yıldız benzeri cisimlerin çok daha uzak bir bölgesi olan bir bölge daha var; Oort Bulutu. Sistemimizin en uzak noktası. Gezegenlerin yörüngelerinden ve çoğunlukla Güneş’in etrafındaki aynı düz diskte yer alan Kuiper Kuşağı’ndan farklı olarak, Oort Bulutu’nun Güneş Sisteminin geri kalanını çevreleyen dev bir küresel kabuk olduğuna inanılıyor. Oort Bulutu milyarlarca, hatta trilyonlarca nesne içerebilir. Uzun dönem kuyruklu yıldızların yörüngeleri çok uzun olduğu için, bilim insanları Oort Bulutu’nun bu kuyruklu yıldızların çoğunun kaynağı olduğunu düşünüyor.

Güneş sisteminin dış kısımlarında 2004 yılında  Haumea ve 2005 yılında Makemake’nin keşfedilmesi gibi ilerleyen yıllarda da birçok küçük cismin keşfedilmesiyle beraber Plüton’un gezegen olarak kabul edilip edilmeyeceğine dair birtakım soru işaretleri oluşmaya başladı. Aynı zamanda 2005 yılında bir cüce gezegen olarak kabul edilen Eris’in de Plüton’dan bile daha büyük olduğu ortaya çıktı! Öyleyse Plüton bir gezegen ise, neden Eris’e de gezegen statüsü verilmemeli? Uluslararası Astronomi Birliği’nin (UAB) kendisine sorduğu soru buydu ve bu da önce bir Gezegen Tanımlama Komitesi’nin kurulmasına ve nihayetinde de 2006 yılında Plüton’un gezegenlikten atılma kararına yol açtı. Ağustos 2006’da Uluslararası Astronomi Birliği (UAB), Plüton’u dışarıda bırakarak “gezegen” teriminin tanımlamasını güncelledi. 

Yeni tanımlamayla bir gezegen olmak için gerekli şartları üç maddede özetleyebiliriz: Birincisi, cismin Güneş etrafında yörüngede dolanmasıdır. Bu, örneğin Ay’ımızı veya başka bir gezegen veya gök cismi etrafında dönen başka herhangi bir doğal uydunun bir gezegen olarak tanımlanmasının önüne geçer.  

İkinci kural, hidrostatik dengedeki cismin neredeyse tam bir yuvarlak şeklini alması için gerekli kütleye sahip olmasıdır. Bir cismin gezegen olması için illa ki mükemmel bir küre olması gerekmiyor, örneğin Dünya’nın bile ortasında biraz şişkinlik vardır, ama bir patates kadar yamuk yumuk olması da kabul görmüyor ve asteroitleri dışlıyor.

Üçüncü ve son koşul da, cismin yörüngesini temizlemiş olmasıdır. Yani söz konusu gezegenin Güneş etrafındaki yörüngesinde karşısına çıkacak herhangi başka bir cismin olmaması, gezegenin o yolun  tamamına hakim olacak kadar büyük olması gerekir. Çoğu zaman bu, diğer nesneleri yoldan çıkarmak veya onları kendine doğru çekmek anlamına gelir. Ancak günün sonunda, bir gezegenin kendi yörünge alanının en büyük patronu olması gerekir. 

Şimdi tüm bu kriterleri göz önünde bulundurarak Plüton’a bakalım. Güneş’in etrafında dönmesine ve güzel ve yuvarlak olmasına rağmen, maalesef yörüngesini temizlemiş durumda değil. Neptün’ün yörüngesinin ötesinde, Kuiper Kuşağı’ndaki diğer birçok küçük, buzlu cisim Plüton’un yörüngesine dahil olur. Bu da Plüton’u bir cüce gezegen olarak yeniden sınıflandırmak için yeterli bir sebeptir.

Yani Cem Yılmaz’ın da dediği gibi kahverengi takım elbiseli bir Fen Bilgisi öğretmeni çıkıp “Plüton gezegen değil” diyerek Plüton gezegenlikten çıkarılmadı. “En Özel Sistem” yayınımıza bakmanızı da tavsiye ederiz. 

Şimdi biraz da gündeme bakalım. 

Nice try, SN9! SpaceX şirketinin Mars yolculuğu için geliştirdiği yeniden kullanılabilir bir fırlatma aracı olan Starship SN9 roketi 2 Şubat’ta fırlatılarak 10 kilometrelik bir uçuş testi geçirdi.Toplamda 6,5 dakika süren test uçuşu yapan SN9’da SN8 gibi başarılı bir iniş yapamadı. SN8 yakıt deposundaki düşük basıncın bir sonucu olarak iniş pistine çarptığında infilak etmişti. SN9 ise iniş sırasında yalnızca bir raptor motorunu ateşleyebildi ve dönüş manevrasını gerçekleştiremediği için aracın kontrolünü kaybederek yüzeye eğimli bir iniş yaptı ve büyük bir patlamayla infilak etti. Bakalım şu anda fırlatma sahasına monte edilmiş olan ve raptor motorlarının kurulmasını bekleyen SN10 neler yapacak.

Peki bu hafta gökyüzü menümüzde ne var? 

Ay sonuna doğru Güneş’e yaklaşacak olan Merkür sabahları temiz bir gökyüzüne baktığınızda kolaylıkla gözlenebilir durumda. Mars ise günbatımında güneyde ve gözlem için oldukça uygun bir yükseklikte. Şubat Ayı takvimimize bakmayı unutmayın.

Aşağıya bakmadığımız ve gökyüzünden gözümüzü ayırmadığımız sürece her zaman menümüzde bir şeyler olacak… 

Yayınımızı bitirmeden önce bir de AstroNotların 2021 gelişmelerini yeniden hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, 2021 itibariyle aylık takvimler yapmaya başladık. Şubat ayı takvimimiz ile telefon veya masaüstü arka planlarınızı şenlendirmek isterseniz sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca her ay takvimimizde Emre Erkunt tarafından çekilmiş farklı bir astrofotoğraf da yer alıyor! Poster şeklinde tasarladığımız bu takvimleri çıktı da alabilirsiniz. İkinci haberimiz ise yine yeni yapmaya başladığımız Kayıt Dışı bölümler! Yayınlarımızı kaydederken kayıt sırasında kırpılan ve eğlendiğimiz anlarımızı da dinleyicilerimizle buluşturmak istedik. Kayıt Dışı seslerimizi dinlemek için sosyal medyadan bizi takip etmeyi unutmayın!

astronotlar.space@gmail.com e-posta adresimize konuştuğumuz içeriklere dair düşüncelerinizi ve değinmemizi istediğiniz konuları yazabilir, bir kitap, link veya bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarımızı Instagram ve Twitter’dan “astro_notlar” olarak takibe almayı unutmayın! Facebook’tan vazgeçmem diyenler ise bizi AstroNotlar sayfasında bulabilirler. Gelecek hafta görüşünceye dek, gökyüzüne iyi bakın, hoşçakalın!

E-posta: astronotlar.space@gmail.com
Facebook: facebook.com/astronotlar.space
Instagram: instagram.com/astro_notlar
Twitter: twitter.com/astro_notlar
Anchor: anchor.fm/astronotlar

KAYNAKLAR VE GÖRSELLER

https://astro-canada.ca/les_plaques_photographiques-photographic_plates-eng

https://solarsystem.nasa.gov/missions/new-horizons/in-depth/

https://solarsystem.nasa.gov/planets/dwarf-planets/pluto/in-depth/#:~:text=Atmosphere-,Atmosphere,monoxide%20have%20also%20been%20detected.

https://sos.noaa.gov/datasets/pluto-dwarf-planet/

https://www.history.com/this-day-in-history/pluto-discovered#:~:text=Pluto%2C%20once%20believed%20to%20be,Tombaugh.&text=On%20February%2018%2C%201930%2C%20Tombaugh,combined%20with%20a%20blink%20microscope.

https://www.iau.org/public/themes/pluto/

https://www.infoplease.com/encyclopedia/science/space/astronomy/blink-microscope

https://www.nasa.gov/audience/forstudents/k-4/stories/nasa-knows/what-is-pluto-k4.html

https://www.science.org.au/curious/space-time/plutos-planetary-predicament 

https://www.universetoday.com/13573/why-pluto-is-no-longer-a-planet/

https://earthsky.org/human-world/pluto-dwarf-planet-august-24-2006

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.