KİMDİR?: ABDULLAH KIZILIRMAK

AstroNotlar’dan merhaba. Kimdir serisinin üçüncü bölümü olan bu yayınımızda ülkemizde astronomiye büyük katkıları olan bir hocamızdan bahsedelim istedik. Özellikle yabancı terimlerin Türkçeleştirilmesinde emeği büyük olan Prof. Dr. Abdullah Kızılırmak hocamızı anlatacağız.


Prof. Dr. Abdullah KIZILIRMAK

Abdullah Kızılırmak, 16 Şubat 1925’te Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde doğdu. 1947 yılında Ankara Üniversitesi’nde matematik-astronomi bölümünde lisansını tamamladı. Bir süre çeşitli liselerde öğretmenlik yaptıktan sonra 1952 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümünde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. Bu arada Ankara Üniversitesi’nde görevine devam ederken 1954 yılında 18 ay kadar Heidelberg Rasathanesi’nde de araştırmalara katıldı ve Alexander von Humboldt Asistan Bursu’nu kazandı. 1957’de Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nde doktorasını tamamladı ve 1960’ta aynı bölümde doçent oldu. Bu sırada Ankara Üniversitesi Gözlemevi’nin kuruluşunda görev aldı.

Abdullah Kızılırmak, ülkemizdeki gözlemevlerinin kuruluşunda öncülük eden biri. Hatta ulusal anlamda bir gözlemevi kurulması fikrini ilk ortaya atan kişilerden. Konuyla ilgili olarak dinleyicilerimize TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’ni anlattığımız yayınımızı da öneririz. 

Ankara Üniversitesi’nden sonra Ege Üniversitesi kariyeri başladı. Abdullah Kızılırmak, Ankara Üniversitesi’nde görevine devam ederken, bu sırada Ege Üniversitesi’nde 1962 yılında Matematik Bölümü yönetiminde Astronomi Bölümü kuruldu. Ancak bu bölümde ders verecek öğretim görevlisi yoktu. Bölümün astronomi dersleri için geçici olarak Ankara Üniversitesi’nden Abdullah Kızılırmak ve Rümeysa Kızılırmak, İstanbul Kandilli Rasathanesi’nden ise Muammer Dizer misafir öğretim üyesi olarak görev yaptılar.

Misafir öğretim üyesi olarak görev yaptıktan sonra 8 Ocak 1963’te Abdullah Kızılırmak doçent olarak Ege Üniversitesi Astronomi Bölümü’ne atandı. Kendisiyle birlikte geçici görev yapan eşi Rümeysa Kızılırmak da atandı. Bu atama ile birlikte Astronomi Bölümü, Matematik Bölümü’nden ayrılıp Astronomi ve Uzay Bilimleri adı altında bağımsız şekilde öğretime devam etti.

Ege Üniversitesi’ne atandıktan 2 yıl sonra Ege Üniversitesi Gözlemevi’ni kurdu ve ilk müdürü oldu. Gözlemevi yeni kurulduğu ve imkanlar kısıtlı olduğu için pek çok destek aldı. Bu desteklerden en önemlileri; Alman hükümetinin bağışı kısa radyo dalga alıcısı, Alman Bilim Akademisi’nin bağışı 13 cm çaplı tayfçeker ve kolimatör ve Abdullah Kızılırmak’ın girişimiyle Almanya Alexander Von Humboldt Vakfının iris ışık ölçeri bağışı.

Ege Üniversitesi Gözlemevi’nin ilk gözlemi ise Abdullah Kızılırmak, Rümeysa Kızılırmak, Sezai Hazer, Ünal Akyol ve Şükrü Bozkurt’tan oluşan bir ekiple 22 Haziran 1965 gecesi yapıldı. Bu gözlemde değişen yıldız gözlediler. Değişen yıldız gözlemleri, günümüzde de Ege Üniversitesi’nin temel gözlem ve araştırma alanlarından biridir. 

Abdullah hocamızı araştırırken gözlemevi ile ilgili çok ilgimi çeken bir sözünü de paylaşmak istiyorum. Asistanlarına gözlemevini kastederek şöyle dediği bilinir: “Bu binalar milletin parasıyla yapıldı, bu nedenle gözlemevimiz bir dakika bile boş kalmamalı, sürekli üretmeli ve milletine hizmet etmelidir!”

Bu sırada Abdullah hocamızın kuruculuğunu yaptığı Ege Üniversitesi Rasathanesine Yardım Derneği tarafından çıkarılan ve 1965-1971 yılları arasında aylık yayın yapan Fen Dergisi adında bir dergi var. Bu derginin kuruculuğunu ve düzenleme kurulu üyeliğini yaptı. Bu dergide çok sayıda makalesi yayınlandı. 1966 yılında ise Ege Üniversitesi Astronomi bölümünde profesör unvanını aldı ve bölüm başkanı oldu.

1975 yılında da Fırat Üniversitesi’nin Fen Fakültesi kurucu dekanlığını yaptı ama burada görevi çok uzun sürmedi. 1976’da tekrar Ege Üniversitesi’ne döndü. Ege Üniversitesi’ndeki görevi sırasında Astrofiziğe Giriş, Yıldızlar Bilgisi, Gök Mekaniği, Güneş Sistemi ve Örten Çift Yıldızlar derslerini okuttu. “Logaritma ve Sayı Çizelgeleri”, “Küresel Gökbilim”, “Güneş Sistemi”, “Gök Mekaniği” ve “Astrofiziğe Giriş” isimli 5 kitap ve bir de gök atlası yayımladı. 1970 yılında yayınladığı “Astrofiziğe Giriş” kitabıyla Türk Dil Kurumu 1971 Bilim Yapıtı Ödülünü kazandı.

Gelin bir de Abdullah hocamız ile tanışmış, birlikte vakit geçirmiş hocalarımızdan Prof. Dr. Dursun Koçer hocamızın sesinden Abdullah Kızılırmak hocamızı dinleyelim.

“Şimdi şöyle başlıyım, Abdullah hoca özgeçmişinden de biliniyor tabii ki, Anadolu’nun göbeğinden çıkmış, Ankara’ya gelmiş, Ankara Fen Fakültesi’nde astronomi bölümünü, o günkü adıyla astronomi kürsüsünden okuyup mezun oluyor. Daha sonra İzmir’e gidiyor ve İzmir’de Ege Üniversitesi’nde çalışmaya başlıyor ve bir taraftan Ege Üniversitesi astronomi bölümünü kurmak için çaba sarf ediyor ama esas önemli yanı, Ege Üniversitesi Gözlemevi’nin kuruluşunu gerçekleştiriyor. Şimdi burası çok önemli. Bir gözlemevi kurmak son derece zor, zahmetli ve çok sayıda problemi olan bir konudur. Gözlemevi kurmak çok zordur. Dolayısıyla Abdullah hocanın bence en önemli yaptığı işlerden bir tanesi, belki de birincisi, Ege Üniversitesi Gözlemevi’nin kuruluşunu yapmasıdır. Burada gerek o dönemin yöneticileriyle hem üniversite içinde hem üniversite dışında yayına aldığı birlikte bu çalışmalar hazırladıkları genç arkadaşlarıyla birlikte büyük bir mücadele vererek bu gözlemevini kurmuştur. Kurduğu gözlemevi, Tübitak Ulusal Gözlemevi’nin, yani 1997 yılında Tübitak Ulusal Gözlemevi’nin kuruluş aşamasına kadar Türkiye’deki en büyük gözlemevidir. Bu son derece önemlidir. Yani 1997 yılına kadar Türkiye’nin en büyük gözlemevine, teleskop anlamında söylüyorum, Abdullah hoca kurmuştur. Bu bi kere Türkiye’de astronominin gelişmesi açısından son derece önemlidir. Çünkü gözlemsel veriler, o zamana kadar bilimsel anlamdaki gözlemsel veriler bu teleskopta elde edilmiştir. Benzer teleskoplar, biraz daha küçüğü İstanbul Astronomi’de ve Ankara Astronomi’de de vardır ama tabi İzmir’deki hem hava koşulları hem de teleskobun büyük olması, bilimsel açıdan Abdullah hocanın en önemli ortaya ortaya koyduğu özelliklerden bir tanesidir.”

Abdullah hocamızın başka ne gibi katkıları olmuş astronomi adına?

“İkincisi, yine bir başka ülkemizin efsane hocalarından, yine Türkiye’deki astronominin kurucularından olan Prof. Dr. Nüzhet Gökdoğan ile Abdullah hocanın yıllarca yıllarca ayrı ayrı bölümlerde çalıştıktan sonra, birisi İstanbul’da birisi İzmir’de, yıllar sonra 1968’de bir araya gelerek, 1976’dan itibaren de ortak çalışarak, Tübitak Ulusal Gözlemevi’nin kuruluş çalışmalarını hazırlamalarıdır. Şimdi buradaki önemli iki nokta, bi tanesi, 1976-77 yıllarına kadar Ankara’da, İstanbul’da ve İzmir’deki astronomi bölümündeki gençler, yani bizler, ben o zamanlar işte üniversiteyi yeni bitirmiştim, doktora yapıyordum. Bizler, birbirimizi tanımıyorduk, birbirimizden haberimiz yoktu. İlk defa Nüzhet hoca ve Abdullah hoca bir araya gelerek o dönemin araştırma görevlilerini, bu dönemin, bugünlerin, işte bir kısmı emekli olmuş, bir kısmı emekli olan profesörlerin yetiştirilmesinde son derece önemli bir adım attılar. Bu çok önemli ve çok değerlidir. Çünkü bir avuç astronom, kariyerdeki genç astronom, Abdullah hocanın ve Nüzhet hanımın, ortak çalışmalarıyla Silivri’de düzenlenen bir astronomi sempozyumunda bir araya gelmişlerdir ve tanışmışlardır. Birlikte daha sonra neler yapılacağı ile ilgili hayallerini paylaşmışlardır ve Türkiye’de astronominin gelişmesinde önemli rol oynamışlardır ki bunun en somut örneği de Tübitak Ulusal Gözlemevi’dir. Çünkü Tübitak Ulusal Gözlemevi’nin kuruluşunda ve kurulduktan sonraki süreçte, Abdullah hocanın ve Nüzhet hanımın bir araya getirdiği gençler, çok etkin rol oynamışlar. Hem kuruluş aşamasında hem kurulduktan sonra gözlemevinin yönetiminde görev almışlardır. Bu da Abdullah hocanın önemli özelliklerinden bir tanesidir.”

Abdullah Kızılırmak hocamızın biraz da akademik bakış açısından bahseder misiniz hocam?

“Şimdi kişisel olarak Abdullah hocanın bizlere kazandırdığı, hem akademik olarak hem insani olarak önemli yanları var. Akademik olarak baktığımız zaman bir kere Türkiye’de bugüne kadar bir defa hazırlanmış, yazılmış ve bir daha, bir kez daha yazılmamış olan bir eseri var hocanın. O da Astronomi Sözlüğü’dür. Astronomi sözlüğü, Abdullah hoca tarafından hazırlanmıştır. Çok önemli ve değerli bir sözlüktür. Yabancı sözcüklerin Türkçelerinin bulunmasında ve kullanılmaya başlamasında önemli bir rol oynamıştır. Ve bunu yaparken de yine Abdullah hocanın temel özelliklerinden bir tanesi, yanına gençleri alarak, gençlerle birlikte, onlarla ortaklaşa çalışarak her bir sözcüğün Türkçesini bulmaya çalışmıştır. Bu, hocanın gençlere verdiği önemi göstermektedir. Bu onun genel dünya görüşüdür ve bu önemli eserin hazırlanmasında, sözlüğün hazırlanmasında bilfiil yanındaki genç arkadaşlarla, işte doçentlerle, araştırma görevlileriyle, astronomlarla birlikte çalışarak bu sözlüğü hazırlamıştır ve bu sözlük hala kullanılmaktadır. Tabi güncellenmesi gerekmektedir ama henüz tam olarak güncellenmiş değildir ama Abdullah hocanın önemli bir eseri de budur.”

Abdullah hocamız kişisel hayatında nasıl biridir?

“Şimdi bir başka yanını daha söyleyeyim, bu da özel bi tarafıdır. Abdullah hoca türkü dinlemeyi ve türkü söylemeyi çok severdi. Biz bunu çok önemserdik. Yapılan ulusal toplantılarda, ki iki yılda bir Türkiye’deki astronomlar Ulusal Astronomi Sempozyumu yaparlar. Bu sempozyumlara Abdullah hoca hayatını kaybedinceye kadar hep katılırdı ve bu sempozyumlarda akşamları bütün her şey, çalışmalar bittikten sonra, yemek aşamasında ve yemek sonrasında bir araya gelirdik, sofralarda. Özellikle gençleri yanına alırdı, buna çok önem verirdi. Etrafına alırdı gençleri ve birlikte türkü söylerdik. Saz çalan varsa onu da çağırırdı, o da saz çalardı ve birlikte türkü söylerdik. Bu, Abdullah hocanın ülkesine, sanatına ne kadar değer verdiğini gösteren bir başka konu idi. Onunla birlikte türkü söylemiş, yıllarca türkü söylemiştik. Onu da çok önemsiyorum ve burada ifade etmek istiyorum.”

Abdullah hocamızın bilimsel bakış açısı nasıldır?

“Bir başka önemli yanı da Abdullah hocanın son derece bilimsel bakış açısının savunucusu olmuştur. Bilimsel bakış açısından hiç bir zaman vazgeçmemiştir ve bu yönde bizlere söylemde bulunmuştur. Bizleri desteklemiştir. Hem sınavlarımızda bizleri desteklemiştir, hem çalışmalarımızda desteklemiştir. Dolayısıyla böyle bir özelliği vardır. Şimdi burada yaşadığım bir anıyı paylaşacağım. Ben İstanbul Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölümü’nde çalışıyorum. O zamanlar doçentlik aşaması, yani bir doktorasını yapmış, bitirmiş bir gencin doçent olabilmesi için 4 tane aşama vardı. Bir tanesi yabancı dil sınavıydı, bir tanesi doçentlik tezi hazırlıyordunuz oydu. Bir sözlü sınava giriyordunuz ve dördüncü olarak da bir deneme dersi yapılıyordu. Size bir konu veriyorlardı bir gün öncesinden hocalar, jüri üyeleri. Ve siz bir gün sonra 45 dakika içinde o konuyu anlatmak zorunda idiniz. 40 dakikada bitirirseniz de kaldıyordunuz, 50 dakikada bitirirseniz de kalıyordunuz. 45 dakikada bitirmek zorundaydınız ki bu bir hocanın ders için zamanı kullanabilme özelliğinin ortaya konulması açısındandı. Şimdi bu bir kere bir şeydi, yasal bir zorunluluktu. Şimdi buradaki anı ise şöyle: Bu deneme dersine, sınıfta ya da amfide yapılan bu deneme dersine herkes katılabilirdi. Herkes amfide yerini alıp, oturup dinleyebilirdi, hiç bir şekilde karışmazdı. En ön sırada da 5 tane jüri üyesi otururdu ama arkalara doğru herkes bunu dinlerdi, böyle bir özelliği vardı. İşte bu şekildeki bir sınavda Abdullah hoca İstanbul’a gelmişti, sınav İstanbul’da yapılıyordu, o sınava giren doçent aday arkadaş anlatmaya başladı konuyu ve aradan böyle bi 15-20 dakika geçtikten sonra bölüm sekreteri kapıyı açıp içeri girdi. Böyle bir şey mümkün değil, böyle bir şey olması. Bizim hocamız, Nüzhet hanım hemen müdahale etti ama ısrarla gelmek istedi. Geldi ve Abdullah hocanın kulağına bir şeyler söyledi. Abdullah hoca çıktı sınavdan, jüri durduruldu, sınav durduruldu. Dışarı çıktı ve aşağı yukarı bi 5-6 dakika sonra geri döndü, geldi ve oturdu ve devam edelim dedi. Sınav devam etti. Biz tabi ne olduğunu anlamadık. Normal olarak böyle bir şey mümkün değil ve sınav bitti bu arkadaşımız başarılı oldu, tebrik edildi. Sonra öğrendik ne olduğunu. Öğrendiğimiz şuydu: O zaman hoca Ege Fen Fakültesi’nde dekandı. Dekanlık görevinden alınmıştı, dekanlık görevinden alındığı telefonla tebliğ edildi İstanbul’da hocaya. Buradaki önemli şey, hocanın böyle bir durum karşısında bile hiç bir şekilde soğukkanlılığını bozmadan, tekrar geri gelip, hiç bir şey olmamış gibi o toplantıda, o sınavda yer alması ve gayet de güler yüzle her şeyi karşılayıp sonuçlanmasıdır. Bu da Abdullah hocanın çok önemli bir özelliğidir, karakter yapısıdır.”

Ne güzel anılar biriktirmişsiniz. Başka da var mı bizimle paylaşmak istediğiniz?

“Bir başka anımı da anlatayım. Bu doğrudan benimle ilgilidir. Tübitak Ulusal Gözlemevi kuruluşunun öncesinde biz bir çok yerde deneme gözlemleri yapıyorduk. O zamanın işte asistanları olarak ya da doçentleri olarak… Bir hafta süreyle gidiyorduk, çeşitli dağlar vardı, o dağlarda gözlem yapıyorduk ve ben de Ödemiş’teki dağa gitmiştim. Orada gözlem yapmıştım bi hafta. Sonra döndüm. İzmir’e geldim. İzmir’de hocaya telefon ettim. Evine telefon ettim. O zaman cep telefonları falan yok tabi, jetonlu telefonlar. Telefon ettim, işte bi sesini duyayım hatırını sorayım diye. Çok sevindi, işte konuştuk nasılsın iyi misin… Bana ısrarla dedi ki, gel dedi bir iki gün bende kal, ondan sonra İstanbul’a dön dedi. Ya hocam dedim ben dönmek zorundayım, işte dağdan geliyorum, çok kirliyim, ondan sonra yorgunum… Ne olacak dedi sorun değil dedi gel dedi burada banyo yaparsın, dinlenirsin falan… Israr etti çok, ben de ısrar ettim çok dönmek için. Peki dedi o zaman dedi sen bana söz vermiş oldun dedi bir daha bu gözleme gelişinde dönerken Ege’de, İzmir’de benimle birlikte, bizim evimizde misafir olacaksın, eşimle birlikte seni misafir edeceğiz ve astronomi konuşacağız bol bol dedi. Ben de çok teşekkür ediyorum dedim. Böylece ayrıldık ama çok kısa bir süre sonra hoca maalesef vefat etti. Bu benim içimde bir acıdır. Hiç unutmadığım bir acıdır. Hala da bu acıyı taşıyorum. Neden kabul edip de onunla bir kaç gün oturup astronomi sohbeti yapamadığımı…

Gerçekten Türkiye’nin yetiştirdiği çok büyük bir değerdir ama ne yazık ki çok erken vefat etti. O bizim için çok büyük bir kayıp oldu. Mesela Tübitak Ulusal Gözlemevi’nin kuruluşunda Nüzhet hocayla birlikte en önde rol oynamıştır ama açılışında ne yazık ki o yoktu. Vefat etmişti. O bakımından tabi hepimiz çok üzgündük. Kurulması için çok büyük mücadele verdi ama açılışına kalamadı. İşte böyle oluyo hayatta tabi bunlar.”

Verdiğiniz kıymetli bilgiler için çok teşekkürler Dursun hocam.

Abdullah hocamız, sağlık sorunlarının artmasıyla 4 Aralık 1983 tarihinde, 58 yaşında İzmir’de hayata veda etti.

Vefatından 13 yıl sonra, 1996 yılı TÜBİTAK Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Adını yaşatmak için 7 Aralık 2011 tarihinde İzmir Bornova Belediye Meclisi’nin kararıyla, Mevlana Toplum ve Bilim Merkezi’ndeki çok amaçlı salona adı verilmiştir.

Yayınımızı bitirmeden önce bir de AstroNotların 2021 gelişmelerini yeniden hatırlatmak istiyoruz. Bildiğiniz gibi, 2021 itibariyle aylık takvimler yapmaya başladık. Mart ayı takvimimiz ile telefon veya masaüstü arka planlarınızı şenlendirmek isterseniz sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca her ay takvimimizde Emre Erkunt tarafından çekilmiş farklı bir astrofotoğraf da yer alıyor! Poster şeklinde tasarladığımız bu takvimleri çıktı da alabilirsiniz. İkinci haberimiz ise yine yeni yapmaya başladığımız Kayıt Dışı bölümler! Yayınlarımızı kaydederken kayıt sırasında kırpılan ve eğlendiğimiz anlarımızı da dinleyicilerimizle buluşturmak istedik. Kayıt Dışı seslerimizi dinlemek için sosyal medyadan bizi takip etmeyi unutmayın!

astronotlar.space@gmail.com e-posta adresimize konuştuğumuz içeriklere dair düşüncelerinizi ve değinmemizi istediğiniz konuları yazabilir, bir kitap, link veya bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarımızı Instagram ve Twitter’dan “astro_notlar” olarak takibe almayı unutmayın! Facebook’tan vazgeçmem diyenler ise bizi AstroNotlar sayfasında bulabilirler. Gelecek hafta görüşünceye dek, gökyüzüne iyi bakın, hoşçakalın!

E-posta: astronotlar.space@gmail.com
Facebook: facebook.com/astronotlar.space
Instagram: instagram.com/astro_notlar
Twitter: twitter.com/astro_notlar
Anchor: anchor.fm/astronotlar

KAYNAKLAR VE GÖRSELLER

https://tr.wikipedia.org/wiki/Abdullah_K%C4%B1z%C4%B1l%C4%B1rmak
http://www.bulutsu.org/sozluk/ak.php
https://web.archive.org/web/20170210030116/http://astronomy.ege.edu.tr/KIZILIRMAK/kizilirmak.htm
https://gozlemevi.ege.edu.tr/tr-4342/prof__dr__abdullah_kizilirmak.html
https://www.tad.org.tr/tag/abdullah-kizilirmak
http://repository.bilkent.edu.tr/handle/11693/51566
https://books.google.com.tr/books?id=OIMTEAAAQBAJ&printsec=frontcover&hl=tr&source=gbs_ge_summary_r&cad=0#v=onepage&q&f=false

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.