HUBBLE’IN VARİSİ: JWST

AstroNotlar’dan, merhaba! Bu hafta sizlere 2021’in kapanışını heybetli bir hale getiren, astronomların yıllardır beklediği harika bir teleskoptan, JWST Uzay teleskobundan bahsedeceğiz. Hazırsanız kemerleri bağlayın! 

JWST, uzun adıyla James Webb Space Telescope, Hubble’ı tahtından etmek üzere yola çıkan bir uzay teleskobudur. Dünya ile Güneş ikilisini ele aldığımızda bu iki büyük kütlenin birbirini dengelediği noktalar olan Lagrange noktalarından birinde, L2’de konumlanacak. Yani bu uzay teleskobunun uzaydaki yeri Dünya ve Güneş’e göre 3 aşağı 5 yukarı hep aynı kalacak ve 6.5 metre çaplı bu teleksopla şimdiye dek göremediğimiz bir çok şeyin gözlemi gerçekleştirilebilecek.

Aslında JWST’nin yörüngesi L2 çevresinde sabit ama L2’de çakılı değil, o civarda bulunacak. Bu bölgenin seçilmesinin nedeni ise teleskobun Dünya ile iletişim kurabileceği kadar yakın ve aynı zamanda Güneş, Dünya ve Ay’ı arkasına alarak uçsuz bucaksız bir görüş elde edebileceği kadar da geniş bir alana bakıyor olması. 

JWST’nin altın kaplama aynaları toplamda 6.5 metre çapındadır. 18 tane altıgenden oluşan aynaları rokete sığdırmak için incelikli bir origami tekniği uygulanmış demek yanlış olmaz. Hatta ben olsam nasıl katlardım acaba diyenler için NASA bir şablon koymuş sitesine, bilgisayarınıza indirip çıktı alarak JWST’nin aynalarını katlamayı denemek isteyenler bu linke tıklayarak erişebilir. Bizi birbirinden eşsiz görüntülerle büyüleyen Hubble Uzay Teleskobu’nun çapının sadece 2,4 metre olduğunu hatırlayacak olursak, bu 6,5 metrelik teleskobun yarattığı heyecan daha kolay anlaşılabilir diye düşünüyoruz. Hem elde edeceğimiz görüntülerin kalitesi hem de eşsizliği JWST’yi gerçekten de çığır açıcı bir teleskop yapıyor. 

Hubble Uzay Teleskobu (HST) ve JWST

JWST ile Hubble’ın görebildiğinin 10 ila 100 katı daha sönük cisimler gözlemlenebilecek. Buna ek olarak JWST kızılötesi bölgede yoğunlaşacak. Yani bu sayede Hubble ile göremediğimiz hem daha sönük hem de tozlu diyebileceğimiz bölgeleri görebileceğiz. Bu da demek oluyor ki evrenin ilk zamanlarına ait bilgiler, uzaydaki gaz ve toz bulutlarının ardı, yıldız oluşum bölgeleri ve bunlara ek olarak tabii ki başka yıldızların etrafındaki gezegenleri de gözlemleyebileceğiz. JWST’nin aynalarının yansıtıcı yüzeyi altın kaplama ve altın da mavi rengi soğurur ama yine de görünür bölgedeki sarı ve kırmızıyı yansıttığı için JWST’nin kameraları ile görünür ışığı algılamak bir mertebe mümkün olacak. 

JWST Güneş Sistemi’ndeki cisimleri de gözlemleyecek ama konumu itibariyle ancak Dünya’dan ötedekilere bakabilecek. Yani Venüs ve Merkür konu dışı. Ama Plüto ve Kupier Kuşağı’ndaki diğer cisimleri, Güneş Sistemi’nin dış kısımlarındaki sönük, buzlu ve kayalık yapıdaki diğer cisimleri ve tabii ki Mars ve gaz devi Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’ü de gözlemleyebilecek. 

25 Aralık’ta fırlatıldıktan yarım saat sonra güneş panelleri açılacak, daha birinci günden L2 yörüngesine erişebilmesi için gerekli yörünge düzeltme manevraları yapılacak ve Dünya ile iletişimini olabildiğince kolaylaştırmak adına yüksek verimli anteni de kullanıma geçecek. Bunun ardından önce ikincil aynalar açılacak, sonra da birincil ayna. Fırlatıştan 29.5 gün geçtiğinde JWST L2 etrafındaki yörüngesine varmış olacak. Ama varır varmaz gözleme başlamayacak ne yazık ki, çünkü gözlem araçlarının yeterli soğukluğa erişmesi için beklememiz gerekecek. Büyük güneşlik sayesinde teleskop -223C°’ye kadar soğuyacak ama JWST üzerindeki kızılötesi aygıtların çalışması için gerekli sıcaklık -266C°’ye kadar düşüyor. Tabii bunun için helyum buzdolapları veya cryocooler sistem adı verilen çeşitli yöntemler kullanılacak. 

Son olarak da JWST’ye adını veren James Webb kimdir bir de onu inceleyelim.

Bir çok büyük teleskop ve projeye genellikle astronomi ve fiziğin duayenlerinin isimleri verilir, Hubble, Chandrasekhar gibi. Buna karşılık söz konusu JWST olunca durum biraz farklı. James Webb bir biliminsanı değil bir bürokrat. NASA’da, 1961-1968 yılları arasında yönetici konumunda görev yapmış ve Apollo gibi birçok insanlı uzay görevini döneminin ötesinde bir ileri görüşlülükle önceliklendirmiş olduğu için de büyük takdir kazanmış birisidir. Ne var ki teleskoba adının verileceği kesinleştikten sonra James Webb’in ayrımcı ve cinsiyetçi tavırlar sergilemiş olduğuna dair ortaya çıkan iddialar nedeniyle dünya çapında bir imza kampanyası başlatıldı bilim insanları tarafından. Kampanyaya imza atanların sayısı bini aşınca NASA da mecburen harekete geçmek zorunda kaldı ve bir inceleme kurulu düzenledi. Kurulun nihai kararı teleskobun adının değiştirilmesini gerektirecek herhangi bir kanıt bulunmadığına yönelik olunca kampanyaya imza atanların büyük bir kısmı akademik ve insani değerleriyle örtüşmediklerine inandıkları bu insanın adını doğrudan anmak yerine teleskobun kısa adı JWST’yi bir marka gibi kullanmaya yöneldi diyebiliriz. 

astronotlar.space@gmail.com e-posta adresimize konuştuğumuz içeriklere dair düşüncelerinizi ve değinmemizi istediğiniz konuları yazabilir, bir kitap, link veya bilgi paylaşımında bulunabilirsiniz. Sosyal medya hesaplarımızı Instagram ve Twitter’dan “astro_notlar” olarak takibe almayı unutmayın! Facebook’tan vazgeçmem diyenler ise bizi AstroNotlar sayfasında bulabilirler. Gelecek hafta görüşünceye dek, gökyüzüne iyi bakın, hoşçakalın!

E-posta: astronotlar.space@gmail.com
Facebook: facebook.com/astronotlar.space
Instagram: instagram.com/astro_notlar
Twitter: twitter.com/astro_notlar
Anchor: anchor.fm/astronotlar

KAYNAKLAR:


https://jwst.nasa.gov/content/about/faqs/faqLite.html

https://jwst.nasa.gov/content/about/faqs/faq.html#sharp

https://www.scientificamerican.com/article/nasa-needs-to-rename-the-james-webb-space-telescope/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.